3.01.2026

Aşılması Gereken Eşik

Ahh 2025 yılı bana neler öğrettin nasıl bir kuyunun içine attın ve beni kör kuyularda öylece merdivensiz bıraktın. Bazı durumlarda insana kendinden başkası yardım edemez bende öyle bir durumdayım evet bu durum hala devam ediyor kendimi kurtarmak için mental zorluklar yaşıyorum ama aşıcaz buna inanıyorum.

Gerçekten sizinle dertleşmek istiyorum ve bu yıl benim için bir yıkım yılıydı her yerden bir yıkım yaşadım. Öncelikle en başa dönelim 

Ocak 2025,  bu ay benim için en sağlıklı olmaya adım attığım düzenli spor yaptığım, kış tatilimi yaptığım karın tadını çıkardığım, sporuma gittiğim ve iyi giden bir ilişkinin tohumlarını yeşerttiğim bir ay oldu.

Şubat 2025, Kariyerimin tap noktasında olacağım bir teklif alıp yönetici pozisyonunda koltuğuma kuruldum benim için yeni bir düzene alışma ayı oldu.

Mart 2025, Sevildiğim ve her yerden kendimi beslediğim bir ay

Nisan 2025, iş yerinde aşırı mobbing bir çok patronlu yerde herkesi memnun etme çabası pozisyonundan dolayı iş arkadaşlarının değişik tavırları son derece rahatsız edici iftiraların kulağıma gelmesi ve bir anda odama gelip temizlik görevlisi güzel ablamın bile beni duyacağım iftiralara hazırlıklı olmam için beni uyarması

yılın ilk yarısı  bu tarz mobbinglerle uğraşırken bir anda istifa edip işten zorla ayrıldım. Çok rahat bir koltuğum vardı ama kimsenin saygısı yoktu üstüne üstelik sürekli iftiraya maruz kaldım bir çok patronu olan yerde çalışınca düzen kolay oturtulamıyor ve üstlerimin sürekli halledicez deyip hiç bir şeyi halletmemeleri beni bu noktaya getirdi. En son bir patronumdan şunu duydum '' Sen daha güzel olduğun için seni kıskanıyor'' Neee !  bence kadın başkasının güzelliğini kıskanmak yerine kendine ilham almalı kendi güzel taraflarını beslemeli. İşin tuhaf kısmı bu durumun doğru olma ihtimali çünkü otoritemi kabul etmeyen şahıs kendinden daha güzel bulduğu her kadına aynı şeyi yapıyormuş hatta çalıştığım yerde ondan güzel olan kadınların hiç biri onunla konuşmuyordu. Daha kötüsü ondan daha güzel biri onunla çalışamaz onu direk kovduruyormuş. Bende bu şahsı neden burada tuttuklarını anlamadığım için gözlem yaptım ve gördüm ki çok patronlu yerlerde kalmanın en kolay yanı ''yalakalığı bir üst seviyeye taşımak''  Patronlarımız asansöre binmek için tuşa bile basmıyolardı o şahıs onlar yerine hallediyordu yemeklerini ayaklarına götürüp neredeyse sularını bile kendi elleriyle içereceği bir pozisyona sokuyordu kendini sonuç işte kalmaya devam ediyordu fakat sürekli hakarete maruz kalarak. Gerçekten bu durum bir kadın olarak beni çok üzsede bu onun seçtiği bir yoldu. Bir gün çok büyük bir kavga sonucunda istifa ettim zorla da olsa işimden ayrıldım.

Aslında bir daha böyle bir iş bulamayacağımın farkındaydım iyi bir maaşım  yönetici pozisyonum vardı fakat dediğim gibi iyi bir sandalyede oturup insanların iftiralarına maruz kalmaktansa tüm gün ayakta bekleyip saygı duyulan biri olmayı yeğlerim. ilk kez hayatımda radikal bir karar aldım ve işimden ayrıldım.

Nisan 2025 ilişkimi de sonlandırdım.

 İş görüşmelerine devam edip bir yandan da sporumu aksatmadım artık sağlık açısından da görüntü açısında da olabileceğim en tap noktadaydım. Tabii bu süreçlerde beni şaşırtan iş teklifleri oldu eskiden eğitimci olarak çalıştığım iş yerinde bir miktar tazminatım kaldığı için orayı ziyaret etmiştim. Hem paramı alıp hem eski öğrencilerimi velilerimi görmek istedim. Ben ayrıldıktan sonra bir çok öğrencim aşklarım canlarım her şeylerim benim için miting düzenlemişler geri dönmem için baya baskı uygulamışlar minik bebeklerim.... Ziyaret sırasında hiç olmayacak bir şey oldu ve yeni müdür sonra oranın asıl patronu müdür yardımcısı ne kadar gereksiz insan varsa işte işe geri dönmem için teker teker teklifte bulundular elbette kabul etmedim. Bunun iki sebebi vardı birincisi çok çalıştığım halde hakkımı yiyip beni işten çıkarttılar, ikincisi müdürüm dahil bir çok kişiyi bence haksız yere işten çıkarttılar. Tabii onların haklı sebepleri vardır belki bilmiyorum ama benim açımdan öyleydi neyse ben rededince eski müdürümden dolayı redettiğimi düşünüp onu baya bir kötülediler tabii ben bunlara inanacak yaşı geçtiğimden ve gururumdan asla ödün vermeyeceğimden nazik bir şekilde olanlarla benim alakam olmadığını ne yaşandıysa müdürler arasında yaşandığını benim sadece burada bir çalışan olduğumu söyledim. Sonra ki zamanlarda yeni müdür wp üzerinden bana tekrar düşünmem gerektiğine dair bir teklif formu attı. Yeni bir işe başlağımı söyleyerek redettim. Tabii bunlar olurken o işyerinde çok yakın arkadaşım sandığım bir kız vardı adı S. olsun. Bütün sürece şahit oldu.

9.09.2025

Hiçlik Üzerine

Hiç olmanın ağırlığı ve hafifliği

Son zamanlarda yaşadığım olaylardan sonra kendimi ne bir yere, ne bir kimliğe, ne de bir duyguya ait hissetmiyorum. Ölü duyguların içinde kendimi ararken bir anda hiçliğin ortasında buldum. Tüm sesler sustu. Kalabalıkların içinde görünmez oldum. Ağlamak istedim, ama gözümden yaş akmadı. Tüm cevaplar tek bir kelimeye dönüştü
Nasılsın?” – “Hiç.”
“Ne yapıyorsun?” – “Hiç.”

Bu hiçlik öyle bir yer ki… Duygularımın tükendiği, çaresizliğin dibini sıyırdığım, zamanımın ve kimliğimin anlamını çözmeye çalıştığım noktada kendi yokluğumla yüzleşip kendimle çarpıştım. Her duygu, yaşadığım her olay anlamsızdı artık benim için. Acaba çok korktuğum için mi yaşıyordum bu hiçliği, yoksa özgürlüğü hatırlamak için mi? Hala cevabı bilmiyorum.
Kötü anılar içinde eridim, izlerim silindi. Etrafımla kavgam bitti, içimdeki fırtınalar dindi. Ve o an fark ettim. İçimdeki sessizlik, hiçlikmiş. Kendimi kaybolmuş sanıyordum; meğer kendimi yeniden doğuruyormuşum. Şu an bir kelebeğin ilk hâli gibiyim, kozada… Büyümeme daha çok var. Ama biliyorum ki bu hiçlik, varoluşun ağırlığını taşımama yardımcı olacak ve bir gün güzel bir kelebek olarak uçacağım.

14.08.2025

Bu cehennemden kurtulmak istiyorum.

Her gün ama her gün gözlerimi açar açmaz daha kötü ne olabilir diyerek kalkıyorum ve daha kötüsü oluyor bir sınırı olmalı diyorum her inişin bir çıkışı vardır değil mi ama daha aşağıya çekiliyorum.

Sevgili Sanal Günlüğüm,

çok çok çok kötü günler yaşıyorsun. Bunlarıda mı yaşayacaktım dediğin her şeyi yaşıyorsun ve gün senin için sadece doğup batıyor. İçinde debelenmiyorsun bile kucağına bırakılan bunca derdi taşıyıp duruyorsun. Daha ne kadar kucağımda tutacağım. Daha ne yaşayacağım bilmiyorum. Her günüm yeni bir ağırlıkla üstüme çullanıyor.

bugün biraz ağladım odamda tüm gün hiçbir şey yapmadan oturuyorum sessizce… spora gitmiyorum İngilizce çalışmıyorum hedeflerimi gözden geçirmiyorum. Yaşama tutunmak için hadi kalk kızım senden başka kimin var diyemiyorum. Hayatım bir anda çok kez alt üst oldu. Kendi verdiğim kararlar üzerinden değil. Bekliyorum şuan sadece bekliyorum geçmesini. Etrafımdaki sahtelikleri çok net görüyorum herkes bana yalan söylüyor kime güvenmeliyim bilmiyorum.içimdeki o sesi duyuyorum (hiç kimseye).

birine yaslanıp ağlamak istiyorum ama şuanlık göz yaşlarımı içime döküp bir uçurum kenarında olduğumu hayal ediyorum rüzgarın yüzümü dövmesiyle çığlık çığlığa bağırıyorum evet bunu hayal ediyorum. Duygularım düşüncelerim karmakarışık kiminle paylaşmalıyım bilmiyorum.Bu hisler çok uzaktı ama çok tanıdıktı…

23.07.2025

BEN YÜZLERCE KEZ TOPARLANMAYA ÇALIŞMIŞ AMA DAHA ÇOK DAĞILMIŞ BİR KIZIM

“Çünkü bilmediğini bilmek için bir hayli anlayış olmalı insanda: Bir kapının kapalı olduğunu anlamak için o kapıyı itmek gerekir.”



I. BÖLÜM
Selam,
Bu sabah hem çok geç hem de çok zor uyandım önce kendimi doyurup daha sonra dışarıdaki yaşama su ve mama hazırladım o kadar imreniyorum ki onlara bu kapitalist sisteme ayak uydurmak zorunda değiller her gün aynı derinin içinde hayatlarına devam ediyorlar.. Ben ise giydiğim bir tişörtü bir daha giyinemiyorum bile hatta bazen önceden giymiştim bunu deyip bir daha  giymeye utanıyorum.

II. BÖLÜM
Bir sabah kalktığınızda bambaşka biri olarak uyanmayı dilediniz mi hiç. Ben çok diledim. Başka bir isim başka bir görünüm başka bir hayat başka bir ülke başka bir dil başka bir yaşam hatta o yaşamdaki dertlerimi bile belirledim öyle uyanmak istedim ama tabii ki de olmadı. İçimde bir kabile yarattım farklı farklı karakterler hepsinin kendine ait dünyası kendine ait özgürlükleri vardı kimi aşkı bulmuş kimi zengin kimi aile konusundan çok şanslı kimi çok başarılı ama hiç biri ben değildi hatta benimle gerçek hayatta karşılaşsalar arkadaş dahi olmayacak kadar güzel hayata sahip olan karakterler var ettim. Tabii bunlar beynimde üç saniye falan yaşıyorlar sonra özgürlüklerine kavuşuyorlar sadece eski bir dostu hatırlar gibi kendilerini hatırlatıp sonra unutmama izin veriyorlar. Sanırım ben hafif deliyim. Yada çok okumaktan mı oluyor acaba bilemedim ama bildiğim bir şey var ki bu delilikle birlikte bir daha dünyaya gelsem aktris olmak isterdim içimdeki ütopik dünyayı yansıtmanın güzel bir yolu olurdu.

17.05.2025

Monarosa'nın Kamburu -1

''Mona tası tarağı topla gidiyoruz.''

İnsan bazen kendi hikayesinde yer almayan birini sanki hikayesinin baş kahramanıymış gibi hissedebiliyor ne gülünç.

Selam,
Sanki bir daha bulmanın imkansız olduğunu hissettiğim o bağları kaybetmemek için verdiğim savaşı kaybetmiş ve bir yıkım sonrası oturmuş olanları düşünüyor gibiyim aslında imkansız olan benim yüreğimmiş o sevgi benmişim de başkasının sanmışım gibi hissediyorum. Biraz karmaşık girdim lafa değil mi.. İşte rüyalarım da bu iki gündür böyle karmaşık. Almam gereken bir ders var biliyorum yaratıcı seni daha ne kadar uyarabilirim uyan artık diye bağırıyor sarsılıyorum fakat ben almam gereken dersi anlayamıyorum. Sanki içimdeki o yalnız çocuğu kuyusundan çıkarıp tüm gün dilediği ne varsa önüne sermişim göremeyeceği manzaraları göstermişim daha sonra onu alıp o yalnızlık kuyusuna geri götürmüşüm gibi.. Şimdi kendimi mutlu mu etmiş oldum yoksa zulmüme mi zail ettim... 
bir ikilemdeyim...

1.05.2025

YAŞADIĞIM HAYATI TAMİRE YOLLUYORUM

DİKKAT! ''Bu belge 01 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanuna dayanılarak hazırlanmış ve yıpranma payını da göz önünde bulundurarak hayatının garanti belgesi kapsamında yeniden onarılmasına karar verilmiştir.''

Selam
Hayatımın Birinci Bölümünden Kesit,
 İtiraf etmeliyim ki yalnızca kötü hissettiğim dönemlerde yazma gereksimi duyuyorum. Aslında doğru kelime karmaşada olabilir bilemiyorum. Yalnızca çok sosyalleşmek ve içine kapanmak arasında gidip geliyorum ve asla orta yolu bulamıyorum. Çok toksik hissettiren ve oraya  ait olmadığım alnımda bile yazan işimden ayrıldım. Bir çok kişinin belki de hayal ettiği iyi maaşlı iyi pozisyonu olan bir iş nasıl oluyor da insanın hayatını bu kadar cehenneme çevirebiliyor??? neyse ki hiç pişman hissetmiyorum. Aslında bundan biraz utanıyorum bu devirde işsiz kalmak beni biraz geride kalmış hissettirmiyor değil. Belki de ben çalışmak için  fazla naifimdir. İş yeri benim için para kazanmak için zaman öldürülen bir yerken insanların küçücük dükkanlarda bile bu kadar entrika içinde küçücük pozisyonlara göz dikip ufak hataları gözetlemesi bana bu yaşta ve bu tecrübede bile fazla geliyor. Ayrıca ufak yalanları ve iftiraları da komik buluyorum.
 

8.11.2024

Tanrıya Mektup "Karalamaca”

&

Bir tohumdu alelade serpiştirildi toprağa, filizlendi  sonra büyüdü boynu büküldü tüm büküklüklerinden yeşerdi tekrar serpildi. Ağaç oldu, gövdesi uzun mu uzun kalın mı kalın sert mi sert. Hiç bakmadı aşağıya yaşayacağı her şeyi yaşamıştı çünkü tüm hassas noktalarından kırılıp tekrar filizlenmişti. Kafası göklerdeyken baltayla tanıştı gövdesi; o sert mi sert uzun mu uzun gövdesi ikiye büründü artık, ağaç eskisi gibi güçlü heybetli değildi  ama biliyordu kökünden yeniden filizlenecekti.

 

Bir yetişkin olarak kendi hayatımı kurmaya çalıştığımdan beridir bir yapboz gibi kendimi parçalara ayırıp yeniden birleştirmek tüm parçalarımı yerine oturtturup uzaktan seyretmek istiyorum... Gölgemle büyüyen ateşin etrafında dans edip ateşle birlikte eğrilip daha sonrada yok olurcasına teslim olmak.. Ateşin yakıcı özelliği vardır oysa içine aldığı her şeyi yok etme gücüne ya da başka bir şekil verme özelliğine sahiptir. İşte tam orada hamdım piştim demek zor meşakkatli olsa da kendimi arayıp tam bu yolla bulmak istiyorum.

Hayatımın en karmaşık dönemlerinden birindeyim.Hatta hayatımın yeni sezonundayım diyebilirim. Hızlıca yeni karakterler girdi hayatıma ki ben hayatıma kolay kolay birini almam.Nasıl da değiştim ama eski benden eser yok gibi.Uzun zamandır Tanrıyla konuşmadığımı daha doğrusu iyi gittiğini düşünmediğim hayatım için onunla konuşup olaylara onu dahil etmediğimi hatırladım.Tuhaf ne zaman başım sıkışsa kenara çekilir ona bırakırdım meydanı.Artık beynimi kendim kullanmıyor gibiyim her şey gelişigüzel şekilde olup bitiyor ve ben sadece seyretmek üzerine varlığımı sürdürüyorum. Yakın zaman da kilitli bir defter edindim kendime orada Tanrıyla konuşmayı düşünüyorum.Aramız da kalsın ama kalbim nefretle tanıştı biri var ki nefret ediyorum tuhaf değil mi? İnsan sevdiği birini sürekli düşündüğü gibi sevmediğini de düşünüyor.